Dağlara koşan adam Ahmet Arslan

Dağ koşusu ülkemizde son dönemde adından sıkça söz ettiren bir spor haline geldi. Antalya’da 14 yıldır dağ koşusu sporuyla ilgilenen Ahmet Arslan, bu spor ile ilgili ayrıntıları, elde ettiği başarıları ve kendisine belirlediği hedefleri anlattı.

Atletizm antrenörü, olimpik düzeyde sporculara danışmanlık yapan ve dağ koşucusu olan milli sporcu Ahmet Arslan kendisini, “Dağların Arslan’ı” olarak tanımlıyor. Atletizm sporuna 1998 yılında başlayan Arslan, kros ve pist yarışlarında mücadele etti. Maddi imkânsızlıklardan dolayı spora ara vermek zorunda kaldı ve daha sonra dağ koşusu sporuna yöneldi. Yedi çocuklu bir ailenin dördüncü üyesi olan Arslan, eğitim ve spor hayatı için yaşadığı köyden ayrılmak zorunda kaldı. Yükseköğrenimini Adnan Menderes Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünden mezun olarak tamamlayan sporcu, atletizm antrenörü olarak atandı. Şuan aktif olarak sürdürdüğü dağ koşusunda birçok başarıya imza attı.

fotoğraf kaynağı : daglarinarslani.com/
Fiziki Özelliğine Uygun Spor Dalı

Ahmet Arslan 2007 yılında Avrupa Dağ Koşusu Şampiyonasında ilk kez Avrupa şampiyonu oldu. Ardından Almanya’da, Bulgaristan’da, Avusturya’da ve Türkiye’de üst üste şampiyonluklar elde etti. On bir kez yapılan Avrupa Dağ koşusunda 6 defa altın madalya kazanan Ahmet Arslan, Türkiye’nin ilham veren sporcularından biri oldu. Yaptığı spor dalı hakkında bilgi veren Arslan: “Dağ koşuları atletizmin olimpik olmayan dallarından birisidir. Yarış parkurları patikalardan, toprak yollardan, çim zeminde ve toplam yarış mesafesinin yüzde yirmi oranını geçmeyecek şekilde asfalttan oluşabilir. Sadece çıkış özellikli ve iniş çıkış olmak üzere iki tür dağ koşusu parkuru vardır.  İniş çıkış özellikli parkurlar iki kilometre çıkış, iki kilometre inişten oluşur ve turlu şekilde yarışlar koşulur. Sadece çıkış özellikli parkurlarda başlangıç ve bitişler faklı noktadadır ve sürekli yokuş koşulur.” şeklinde konuştu. Dağ koşusunu sevdiği için seçtiğini dile getiren sporcu fiziki özelliğine en uygun spor dalı olduğunu söyledi.

“Hayatımı sporla kazandım”

Türkiye’nin dağ koşusunda oldukça başarılı olduğunu söyleyen Arslan, gençler kategorisinde Avrupa ve Dünya şampiyonalarında birçok başarıya imza attıklarını belirtti. Arslan, “Dağ koşusunda Dünya’da ve Avrupa’da ilk üç-dört ülke arasındayız. Bu aldığımız madalyaların sayısından da anlaşılıyor. Uluslararası alanda ülkemizi temsil eden bir sporcu olmak gurur verici bir duygu. Resmi şampiyonalarda yarışırken kimse şahsi olarak orada yer almaz, herkes göğsünde Ay yıldız ile yarışır ve izleyenler de Türkiye olarak hitap eder. Sporcu olarak tüm ülkenin sorumluluğunu üzerimizde taşıyarak yarışıyor olmak hem zor hem de gurur veren bir olay.” diye konuştu.  Bu sporun kendisine kattıklarına değinen Arslan: “Spora başladığım zaman altıncı sınıf öğrencisiydim ve yirmi yıldır bu sporu yapıyorum. Hayatımın yarıdan fazlası bu sporu yaparak geçti ve hayatımı sporla kazandım diyebilirim. Hala severek keyif alarak spor yapmaya devam ediyorum. Spor hayatımın en önemli parçalarından birisi ve hayata dair planlarımın çoğunu spora göre yapıyorum.” dedi.

fotoğraf kaynağı : daglarinarslani.com
“Ulaşmak istediğim hedefler kazanmak istediğim başarılar var”

Spor yaşantısında birçok hedefi gerçekleştirdiğini dile getiren Arslan, “Ancak hedefler ve hayaller hiçbir zaman bitmez. Hedefler ve hayaller bitince emekli olma zamanı gelmiş demektir. Ulaşmak istediğim hedefler kazanmak istediğim yeni başarılar var. Ancak en önemli hedefim yaptığım işi severek keyif alarak yapmaya devam etmek, sporla olan birlikteliğimi olabildiğince uzun tutmak.” şeklinde konuştu. Yaptığı sporun kolay ve zor yönlerinden bahseden Arslan, “Her sporun kolay ya da zor yönleri elbette vardır. Dağ koşusu fiziki olarak çok zorlayıcı bir spor dalıdır. Dağ koşusunda iyi yarışlar koşmak ve  başarılı olmak için fiziki olarak çok iyi kondisyona sahip olmanız gerekir. Ancak dağ koşusu doğada yapılan bir spor olduğu için bedeni yorsa da ruhu dinlendirir.” dedi.

Başardıktan Sonraki Haz

Ahmet Arslan, spor yaşamı boyunca unutamadığı anısının 2011 yılında Dünya ikincisi olduğunda yaşandığını belirtti. Arslan, “ Sıcak havanın ve çok hızlı tempoda koşmanın etkisiyle önümde bulunan Ugandalı sporcu son beş yüz metrede düşerek bayıldı. Ben de üçüncülüğe razıyken bir anda ikincilik kazanmış oldum. Ders aldığım ve unutamadığım ilginç olaylardan birisidir bu.” dedi. Spor dışında doğayı ve doğada olmayı çok sevdiğini söyleyen Arslan, sadece spor yaparken değil, spor dışında da doğada zaman geçirmeyi sevdiğini, bahçe işleri yapmayı, toprakla uğraşmaktan hoşlandığını, kalabalık, gürültülü yerleri sevmediğini kaydetti. Arslan sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Beni en fazla motive eden şey başardıktan sonraki hazdır. Çünkü bir başarıyı elde etmek için uzun süre çalışıyoruz. Kariyerime ilk başladığımdaki azmim ve hırsımla antrenmanlarıma devam ediyorum. Ve inanıyorum ki bu şekilde devam ettiğim zaman daha da başarılı olacağım. Sağlıkla sporla kalın! Spor ve sağlık hayatınızdan eksik olmasın.” dedi.

fotoğraf kaynağı : daglarinarslani.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir