“Dert bende derman nerde?”

Yaptığı meslek ile hayal gücünü besleyip, gamsız dünyaya “Gamsız Girilmez” diyerek yazarlık hayalini gerçekleştiren Hande Aras, hikâyesindeki samimiyeti okurlara yansıttı. Akıcı ve samimi bir dile sahip olan “Gamsız Girilmez” kitabının yazarı olan Hande Aras avukatlığını hayali olan yazarlıkla süsledi. Kitap hakkında merak edilen soruları bizler için cevapladı ve kitap yazmak isteyenlere önerilerde bulundu.

“Kendimi yazarak ifade ediyorum”

Yazarlık hayalinin çocukluk yaştan beri olduğunu söyleyen Aras, “Çocukluk yıllarımda kendimi yazarak daha iyi ifade edebiliyordum. Yazmak benim için kendini ifade etmek, söyleyemediklerimi söyleyebilmek demekti bir anlamda. Bu sebeple yazar olma hayalim de vardı. Çokça şiirler yazardım, hatta bir tanesini de bir arkadaşım bestelemişti. Kendimi ifade etmeye çalıştığım yazılarım dışında ilk hikâyemi ortaokulda yazmıştım. Türkçe öğretmenim yazdığım hikâyemi sınıfta okutmuştu ve sınıf arkadaşlarım alkışlayınca yazma isteğim daha da arttı. O hikâyemi okulun panosuna asmışlar ve okuyanları görünce de çok mutlu olmuştum. Bu olayla üzerine hevesle azmaya devam ettim. Lise ve üniversite yıllarımda da bazı yazılarım epey yol almıştı ancak okul, sınav telaşları arasında devam ettirmedim sonra da kaybettim. Ancak hâlâ aklımdadır yazdıklarım, belki bir gün devam ettirebilirim.” dedi.

Kitap yazmaya içinde başka bir dünya yaratma isteği oluştuktan sonra karar veren ve mesleğinin hayal gücünü güçlendirdiğini söyleyen Aras, “Aslında kitap yazmaya kitap yazma düşüncesi ile başlamamıştım. Çok bunaldığım bir dönemde o sıkıntıdan bir nebze olsun kurtulmak istedim. İçimde yaşadığım olumsuz duyguları yazıya dökerek rahatlamak için bilgisayar başına oturmuştum. Kitabın “dert ben de derman nerede? ” başlığı ile başlamasının sebebi de budur. Yazdıkça içimde başka bir dünya yaratma isteği oluştu ve böylelikle kitabın karakterleri doğmuş oldu. Mesleğim de insanla bağdaşan bir meslek. Çünkü yazma eylemi hayal gücü ve yaşanmışlar hatta yaşanamamışlıklarla beslenir. Avukatlık mesleği ile benzerliği ise yazı diline hâkim olma gerekliliği. Sonuçta müvekkillerimizin hâk arayışlarını resmî mercilere dilekçelerle ilettiğimizden yazı diline hâkim olmamız gerekiyor. Yazım ve dil bilgisi kuralları çerçevesinde aktarılacak olanı doğru, net ve anlaşılır bir şekilde ifade etmek bizim mesleki görevimiz sonuçta. Aynı zamanda müvekkillerimizin özel hayatları dâhil pek çok yaşanmışlıklarına tanık oluyoruz ister istemez mesleğimiz gereği ve tüm bunlar da bize farklı bakış açıları kazandırıyor. Empati yeteneğimiz de gelişiyor bu bakış açısı çeşitliliğiyle. Karakter oluşturma kısmında mesleğimin bu anlamda bana yardımcı olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Kaynak : Hande Aras
“İçimde aktarmam gereken bir doluluk vardı”

Gerçek hayattan aldığı esintiler ile içindekileri samimi bir şekilde anlatan Aras, kitaptaki karakterlerin oluşumu ile ilgili de şunları söyledi: “Duygularım, başka bir dünya yaratma ve biraz olsun yaşadığım andan çıkıp nefes alma isteğim beni yazmaya yöneltmişti. Yazdıkça ve yarattıkça bu istediğim daha da güçlendi. Daha önceki denemelerimin tıkanma sebebi belki de buydu, yani isteksizlik. Kitabımı yazarken içimde aktarmam gereken bir doluluk olduğunu fark ettim ve en büyük yardımcım o doluluğu boşaltma istedim ve hevesimdi. Kitaptaki karakterlere tam anlamıyla gerçek hayattan uyarlama diyemem ama bir kısmında esintiler daha doğrusu esinlenmeler var. Taslak aşamasında kitabı yazarken hiçbir şeye dikkat etmedim. İçimden ne geliyorsa öyle yazdım. Aklımdan geçenler o kadar hızlı akıyordu ki ilk etapta düşüncelerime yetişebilmek için hızlıca yazıya döktüm. Ana karakteri belki de kendime yakın hissedebilmek için hemcinsim olarak seçtim. Diğer karakterler onun etrafında kendiliğinden oluştu. Hikâyede hiçbir karakter özel olarak seçilmedi, tek bir karakter hariç. O karakter de zaten meslektaşım olan bir avukattı. Kendi mesleğimden birini dahil etmek istedim. Sanırım kitabın birincil ağızdan olması samimiyet etkisini yakaladı. Defne okurun karşısına sevabıyla günahıyla kendini anlatarak çıkan bir karakter. Bir insanın kendisini böyle yalın sunması cesaret işidir aslında. Defne bir nevi yargılanmayı göre alıyor ama yine de dürüstçe anlatıyor kendini bu nedenle samimi geliyor. Birbirini kovalayan bu olaylarda akıcılığın seyrini oluşturmuş oluyor.” dedi.

Kaynak : Hande Aras
“Aklınızdan geçenleri not alın”

Gelecek projeleri ile ilgili hakkında konuşan Aras, “İlk etapta Defne karakterini devam ettirmeyi düşündüm hatta birkaç kez başlangıçlar yaptım ama devamını getirmedim. Sanırım o doluluğa gelmedim ya da biraz daha zamanı var. Defne’nin yaşantısı kitap yazma amacım ya da hayalim ile başladığım bir yolculuk değildi. Bu ahengi bozmak istemiyorum o yüzden “Gamsız Girilmez”i seriye dönüştürme gibi de bir hayal koymadım kendime. Başka projelerim var demesem de de başlangıçlarım var. Bu başlangıçlar içimdeki yazma isteği ve hevesi ile ortaya çıktığı için şu an yazılarımı kitaba dönüştürme projesi olarak değerlendirmiyorum.” dedi.

Son olarak kitap yazmak isteyenlere tavsiyelerde bulunan Aras, “Kitap yazmak isteyenler aklından geçenleri kısa kısa da olsa unutmadan not almaları ama en çok da okumaları. Ne kadar çok kitap o kadar çok bakış açısı demek aslında. Ve en önemlisi de kendi yazma üslubunu belirlemek demek. Yazacaklar ve okuyacaklar. Hayal gücü ve gelişen empati ile beslenen bir şey kitap yazmak. Sonuçta düşünce özgürlüğü çerçevesinde sınırsız bir yolculuktan bahsediyoruz. Bunun için belki biraz da kendi günlük hayatımızdaki tabuları yıkmamız, aklımızdaki düşüncelerimizi yazıya dökerken biraz da cesur olmamız gerekiyor. Bir dolulukla, burada bahsettiğim doluluk kişisel gelişim anlamında değil yazma hevesi ve doluluğu, işte o aşamada zaten yazılanlar kendiliğinden sizi bir yere taşıyor. Bu yüzden sabırlı olmalarını ve yazmaktan vazgeçmemelerini tavsiye ederim.” dedi.

Kaynak : Hande Aras
"GAMSIZ GİRİLMEZ" kitabını satın almak için tıklayınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir